sayfalar

Başımız sağolsun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Başımız sağolsun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Kasım 2009

Ömer Lütfi Mete

Gecikmeli bir taziye…

Son görev bu kadar sonraya bırakılmamalıydı belki ama hayat herşeye her zaman izin vermiyor.

Sinema, televizyon ve edebiyat dünyasının ustalarından birine daha veda etti bu fani dünya.

Ömer Lütfi Mete’yi sevenleri, dostları ve öğrencileri “rahmetle” anıyoruz…

Ölüm, Hakk’ın emri. Esas olan geride adını unutturmayacak izler bırakmaktır.

*****

GÜLCE

Uçurumun kenarındayım Hızır

Ulu dilber kalesinin burcunda

Muhteşem belaya nazır

Topuklarım boşluğun avcunda

Derin yar adımı çağırır

Dikildim parmaklarımın ucunda

Bir gamzelik rüzgâr yetecek

Ha itti beni, ha itecek


Uçurumun kenarındayım Hızır

Civan hazır

Divan hazır

Ferman hazır

Kurban hazır


Uçurumun kenarındayım Hızır

Güzelliğin zulme çaldığı sınır

Başım döner, beynim bulanır

El etmez

Gel etmez

Gülce'm uzaktan dolanır


Uçurumun kenarındayım Hızır

Gülce bir davet

Mecaz değil

Maraz değil

Gülce bir afet

Peri değil

Huri değil

Gülce beyaz sihir

Gülce ölümcül naz

Buram buram zehir

Yar yüzünde infaz

Bir gamzelik rüzgâr yetecek

Ha itti beni, ha itecek

Güzelliğin zulme çaldığı sınır


Uçurumun kenarındayım Hızır

Ben fakir

En hakir

Bin taksir

Ateşten

Kalleşten

Mızrakla gürzden

Dabbetülarz'dan

Deccal’dan, yedi düvelden

Korku nedir bilmeyen ben

Tir tir titriyorum Gülce’den

Ödüm patlıyor Gülce’ye bakmaktan

Nutkum tutuluyor, ürperiyorum

Saniyeler gözlerimde birer can

Her saniyede bir can veriyorum

ÖMER LÜTFİ METE 1981

24 Ağustos 2009

Yücel Hoca'ya son görev...

“Ve bir yıldız daha kaydı” diye başlar sözler…

Bu sefer yıldızları “yıldız” yapan kaydı bu dünyadan…

Yürekleri burkan, boğaza o çözülemeyen düğümü oturtan haber: “Yücel Çakmaklı hoca bu dünyadan göç etti”

Ne denir ki… Bu dünyaya atılacak en güzel imzayla ölümsüzleşen, dünyalığına çalışırken ahiretini de güzelliştiren bir insan.

İnandığı değerleri ve fikirlerini dimdik duruşuyla Beyazperdeye bir nakkaş edasıyla işleyen, başarısıyla övünmeden mükafatlanan bir insan…

O koca yumruk halen daha boğazımızda… Seni unutmak mümkün değil Yücel Hocam…

Mekanın cennet olsun…

Ve ayakta alkışlanan tarihi;

1963 yılında, askerden döndükten sonra Yeni İstanbul Gazetesi'nde Tarık Buğra'nın yönettiği sayfada sinema yazıları yazmaya başladı. Bir yandan da Erman Film Stüdyoları'nda yönetmen yardımcısı olarak çalıştı.
1968'e dek 50 kadar filmde Dr. Arşevir Alınak, Osman Seden, Orhan Aksoy gibi yönetmenlere yardımcılık yaptı. İlk filmi Kâbe Yolları'nı (belgesel) yönetti.
1969'da Elif Film şirketini kurdu. Milli sinema olarak adlandırılan akıma dayalı filmler çekti.
1975-1990 arası TRT bünyesinde çalışmalarına devam etti. Kısa hikayelerden 30-70 dakika arası kısa TV filmleri yaptı.
1978'de Prag'da televizyon filmleri arasında ödül alan ilk yapım olan "Çok Sesli Bir Ölüm" ve "Çözülme" bu tarz çalışmalardır .
Tarık Dursun K.'dan Denizin Kanı, Tarık Buğra'dan Küçük Ağa ve Kuruluş gibi, roman uyarlamalarından TV dizileri gerçekleştirdi.
Necip Fazıl Kısakürek'in Bir Adam Yaratmak ve Turan Oflazoğlu'nun 4. Murad'ı gibi tiyatro eserlerinden TV oyunları yaptı.
Müzik odaklı drama olarak Hacı Arif Bey'in hayat hikâyesi ve bir Rumeli türküsünden yola çıkarak çektiği Aliş'le Zeynep sayılabilir.
Çocukluğu ve ilk gençliğinde aldığı altın tecrübelerle Türk Sinemasının en otantik yönetmenlerinden biri olmaya hak kazanan Yücel Çakmaklı, pek çok ilke imza atan ve çok değişik konuları filmleştiren çalışkan bir yönetmendir.
10 Temmuz 2008'de Devlet Üstün Hizmet Madalyasına layık görülmüştür.

(bilgilerin kaynağı: sinematurk.com)

28 Mart 2009

Muhsin Yazıcıoğlu


Ve başımız sağolsun…

Elim bir türlü yazmaya gitmedi. Ne zaman otursam bilgisayarımın başına hep bir bahane buldu yüreğim, kalktım ve erteledim bu yazıyı…

Belki de olmasını istediğim son ama tek umut gerçekleşiverir diye “biraz daha bekle” dedim kendime… Olmadı… Ama olmadı…

Her son dakika haberinde küt küt attı yüreğim… Başlıklar belirdi gözümün önünde, spikerin mutlu, heyecanlı yüzünü hayal ettim… Hayaldi ama hepsi. Gerçekleşemeyecek bir hayal…

“Enkaz bulundu” haberini verdiler önce. “İyi haberi mi istersin önce kötü haberi mi” diye sormadan “enkaz bulundu” müjdesini verdiler. Televizyonun başına toplandık. İlginçti o an hissedilenler. Bir gün öncesinde “vefat etmiş” olması ihtimalinin üzerine, yayıncılıkta “önceliği” yakalamak için bir “muhsin yazıcıoğlu” dosyası tüm çalışanlar seferber edilerek hazırlanmıştı bile. Arşivi didiklemiş, tüm programcılardan yapılan röportajları toplamıştık. Vtr hazırdı. Televizyonun önünde son dakika haberini izliyorduk. Yüreğimizde “yaşıyor” haberini almak geçerken elimizde “başımız sağolsun” kaseti hazırdı. O an o vtr yi hazırlamak için yapılan tüm çabaların boşa çıkmasını tüm çalışanlar yürekten istiyorduk!!

Ama takdir-i ilahi… Kaset akşamına yayına girdi…

Başımız sağolsun…

Bir güzel yürek daha daimi âleme göç etti… Rabbim mekânını nur eylesin…
Related Posts with Thumbnails